New Notebooks / Yeni Defterler

Scroll down to read in English


Yeni defterlerimle tanışın lütfen. Sol baştan, The Container Notebook MELO (pembe çiçekli), Ciak (Kırmızı), Aniki (Fleur de lis) ve Deffter (Kedili). Hepsinin ayrı ayrı hikayeleri var ve muhtelif yazılarda karşınıza çıkacaklar. Sırayla ayrıntılı olarak anlatacağım birer birer. Bu arada, bir fotoğraf daha ekliyorum ne zorluklar içerisinde fotoğraf çektiğimi görmeniz için :)

Sizce hangisi daha güzel?

Sevgiler,

Please meet with my new notebooks. Starting from left; The Container Notebook MELO (pink flowers), Ciak (Red one), Aniki (Fleur de Lis) and Deffter (Cat liking itself).  Everyone of them have their own stories and it will be told in time. I will be posting in details one by one. By the way, I am adding another photo so that you could see under which difficult conditions I am shooting :)

Sizce hangisi daha güzel?

Sincerely,  


15 comments:

  1. Ben bu defter olayında defterin dışı kadar içine de önem veriyorum, çizgilerinin rengine, üstte tarih kısmı olup olmadığına, mesela enlemesine boydan boya olunca çizgiler hoşuma gitmiyo illa sağda ve solda biraz boşluk bırakılmış olcak .. Tuhaf istekler belki bunlar ama , milyon tane not defteri olan biri olarak en sevdiğimden en az sevdiğime sıralarken bu şeylere bakıyorum :D bunların içinden ben melo'yu beğendm, inanıyorum ki onun çizgileri de güzeldir :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aslında hiç de tuhaf istekler değil. Defter tamamen bir zevk meselesi çünkü. Örneğin; kimi çizgili defter sever, kimi çizgilerin kendisini hapsettiğini düşünür. Kimisi kocaman defterlere geniş geniş yazmak ister, kimi küçük defteri tercih eder. Ben zaten birden fazla defter kullandığım için duruma göre, büyük-küçük, çizgili-çizgisiz tercih edebiliyorum.

      Yukarıdaki defterlerden Defffter ve Ciak çizgili, Aniki ve MELO çizgisiz. Yakın zamanda tek tek fotoğraf ve dolmakalemle denemelerini yayınlayacağım. O zaman hangisinin size uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

      Delete
  2. Ben de çizgilerinin yeşil olduğu defter ya da dosyaları çok seviyorum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. O bahsettiğiniz deffterler çok eskiler bildiğim kadarıyla. Ben uzun süredir hiç rastlamadım.

      Delete
    2. :) Evet, tek ortalı ilkokul defterleri olurdu öyle, yeşil çizgili. Ama Migros'ta 500'lü paket halinde satılıyor ama yeşil çizgili dosyalar. Mektuplarımı onlara yazıyorum ben :)

      Delete
    3. Vallahi bravo mektup yazıyorsanız. Aslında ben de postcrossing olayını Türkiye'de mi başlatsak diye düşünmüyor değilim :)

      Delete
  3. Işınlanma bile icat edilse ben yine de mektuptan (tabii kartpostaldan da) ölsem vazgeçmem :) çok başka bir şey çünkü elle yazılmış bir şeyler alıp vermek. e-posta gibi soğuk değil. ben çok seviyorum.
    Okul yüzünden uzun zamandır uzak kaldım mektuplaşmaya/kartpostallaşmaya ama hâlâ bir kutu dolusu mektup/kartpostal duruyor. (bir tarayıcı bulup kartpostalları tarayıp paylaşmak isterdim)
    Bence de postcrossing'i başlatalım :) elimde birkaç güzel kartpostal ve üzeri pullarla dolu birkaç zarf var, Allahtan postaneler pul koleksiyonu falan yapanlarla henüz dalga geçmiyorlar. Çünkü çevrede "neden e-posta atmıyorsun ki?" şeklinde beni aydınlatmaya çalışanlar da var maalesef. Dua edelim de postanede işe başlamasın bunlar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Açıkçası ben de mektup göndermeyi sevenlerdenim ama o kadar çok mektubum postada kayboldu ki, küsüp bıraktım. Ancak, yeni alışkanlığım el yazısı ile yazdığım metni, tarayıp göndermek. Hem hızlı oluyor, hem el yazısı. İkisinin arasında bir yol kullanıyorum kendimce.

      :)

      Delete
  4. yıllardır yazarım, hiç kaybolmadı, ne alırken, ne yollarken.

    bir mektubun da taramasını resmini göndermişsem, illa ki aslı da yola çıkar.

    çıkmalı.

    esasında benim zamanında yaptığım, sonra kafama esip bıraktığım şey de mümkün, çoklu katılım ile daha iyi olur. hamiline yazıp koyuyordum bloga, ilk isteyene yolluyordum aslını.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet evet, kendi içimizde bir postcrossing kursak, kartpostal değil ama mektup göndersek?

      olmaz mı?

      Delete
  5. Replies
    1. Nasıl bir yol kullanmalıyız diye düşünüyorum açıkçası. Bir sistem geliştirmek lazım bu iş için. Şu geliyor aklıma:

      Bir kişi merkez noktası oluyor. (Mesela ben) Herkes adını adresini bana gönderiyor. Ben de onların adreslerini başkalarıyla "match" ediyorum. Bir anlamda pen matchmaker oluyorum. Nasıl?

      Delete
  6. valla ben, piknikte mangalı yapanlara uzaktan bakıp, sadece yeme işinde yanaşanlardanım. onun içün, bana fevkalade uyar bu.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tamam ama bunun için de daha çok insan bulmamız lazım. Kahveden adam toplayıp geliyorum ben.

      Delete

Powered by Blogger.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...