Happy Sunday / Happy Hanukkah / Mutlu Pazarlar

Scroll down to read in English


Pazar günleri sıkıcı, bunaltıcı, hele ki Cumartesi gecesi eğlencesinden kalma bir pişmanlıkla uyanmışsa insan. Ama öyle şeyler var ki, Pazar gününe bile mutluluk verebiliyor. İnsanın ayaklarına dolaşan bir kedi, güzel demlenmiş çay, güzel bir defter ve bir dolmakalem. 

Dostlar, arkadaşlar, sevgililer, eskiler, yeniler, gidenler, kalanlar hepsi bir potada eriyip demlenmiş bir çayın güzel aroması haline gelip, yudum yudum doluyorsa içimize, ne mutlu bize. 

Günün kalemi: ??? (Maalesef bu kalemin markasını bilmiyorum, bir arkadaşımdan hediye gelmişti, epeyce araştırma gerektiyor)
Günün defteri: Paperblanks Lyon Florals Swirling Peacock
Günün çayı: Fauchon Un Aprés-Midi A Paris (Paris'te bir ikindi vakti)

Narenciye, vanilya ve lavanta notaları taşıyan bu çay bende çok ilginç bir anıyı canlandırıyor. Yaklaşık beş yaşlarındayken hayatımda ilk defa ruj sürdüğümü hatırlıyor ve onun tadını alıyorum. İlginçtir, sonrasında 25 yaşıma gelene kadar neredeyse hiç makyaj yapmadım. 

PS: Bu ara postlarda biraz aksamalar ve gecikmeler yaşanabilir. Gelecek haftaya kadar ruhen detoks yapıp, haftaya ufak bir ziyaretle hafiflemeyi, canlanmayı ve yeniden dirilmeyi arzu ediyorum. Ondan sonra kısmetse daha canlı, daha Dionizyak bir enerji ile devam edeceğim.

Sevgiler,

Zeynep Çaycan

CONTINUE to READ in ENGLISH

Montblanc Lavender Purple Ink / Montblanc Lavender Purple Mürekkep

Scroll down to read in English

Bir iki yerde bahsetmiştim sanıyorum. Lisede okurken ilk dolmakalemim hediye geldiğinde koşarak mor mürekkep almaya gitmiştim. Yaşadığımız tüm tecrübeler hayatımızı şekillendiriyor. Mor mürekkebin de benim için böyle bir anlamı vardı. Kimliğimi şekillendirdiğim lise yıllarında, sadece yeşil kalem kullanan bir adamla tanışmıştım. Bu yüzden ben de yazacaksam kendime ait bir rengim olmalıydı. Maalesef ilk dolmakalemimi de, ilk mürekkebimi de saklamadım ve markalarını da hatırlayamıyorum. Ama o zamandan beri mor mürekkeplere bir ilgim olduğu gerçek.

Bu mor Montblanc mürekkebi de Milano Havaalanında aheste aheste uçağa giderken gördüğüm Montblanc mağazasından almıştım. (Darısı kalemin başına!) İsmi Lavanta Moru olan bu mürekkep, aslında Lavanta rengine göre biraz koyu. Ama bence beylerin mor mürekkeplere karşı önyargılarını yıkabilecek kadar da koyu ve oturaklı bir renk. 

             
Oldukça tok bir rengi olduğunu görebiliyorsunuzdur. En ince kalemlerde bile rahatlıkla okunabilecek bir yazı sağlıyor. Kırçıllanmaya özel bir eğilimi yok. Ama ucuz kağıt ve çok ıslak kalem kombinasyonunda kırçıllanabiliyor. Aslında pek çok mor varmış gibi görünse de, swatchlardan görebileceğiniz gibi, oldukça kendine özgü bir renk. Yalnız bir tek hayal kırıklığım oldu. Normalde lavanta yerine leylak kokusunu sevsem de, şişeyi açınca lavanta kokusu almayı gerçekten çok istedim :) Yoksa oldukça güzel ve mutluluk verici bir renk. Hatta koyu renginden dolayı bence iş hayatında bile kullanılır. 

Siz ne dersiniz. Sadece mavi siyah mı kullanmalı?

Sevgiler,

Zeynep Mormürekepoğlu

CONTINUE to READ in ENGLISH

Parker 25 Fountain Pen Review / Parker 25 Dolmakalem Incelemesi

Scroll down to read in English


Bir dolmakalem blogunda bu kadar çok baba kelimesi geçmesi normal mi bilmiyorum. Evet bu da babamın aldığı kalemlerden bir tanesi. 1975 yılında Parker'ın pahalı dolmakalemlerine erişemeyen 18-30 yaş grubunu hedefleyerek ürettiği bu dolmakalem, ilk çıktığı dönemde 15 dolar seviyesinden satılmış ancak 1994 yılında üretimden kaldırılmış. Buraya bir Wilhelm çığlığı ekleyebilirsiniz. 



Kalem oldukça basit yapıda, metal ve elde gerçekten oldukça sağlam bir his uyandırıyor. Gövdenin en üstü basamaklı şekilde yapılmış. Ancak kapak takıldığında o basamak tamamen kapanıyor. Kalemin kapaklı hali 17 gram olduğu için kapaklı hali kapaksız gövdesi 18 gram olan Monteverde Prima'dan bile hafif. 


Kalemin klipsi geniş ve düz, gömlekle denemesem de, defter/kitap kapaklarına oldukça sağlam bir şekilde takılıyor ve üzerinde Parker'ın amblemi minik plastik bir parça ile kondurulmuş. 


Kalemin tutma kısmı lacivert plastikten yapılmış. Konforlu bir tutuş sağlıyor.  Ben özellikle kalemlerde tutma kısmının uçla birleştiği yerdeki bağlantı noktasından, çıkıntıdan, girintiden vs. rahatsızlık duyarım. Ancak bu kalemde öyle bir sıkıntı yaşamadım. 



Uç şekli "yüzük" denilen yapıda. Bu uç şeklini Lamy Lady'den de hatırlayabilirsiniz belki. Kapak üzerinde yine mavi plastikten "top jewel" denilen, pahalı kalemlerde doğal taşlarla yapılan bir süs mevcut. 

Genel olarak bakarsak, bu kalem bana geldiğinde oldukça kötü durumdaydı. İçerisinde yılların mürekkebi vardı. İyice yıkanıp paklandıktan sonra gayet güzel yazmaya başladı ve performansı ile beni şaşırttı. Mürekkep akışında hiç bir sıkıntı yok, atlamadan, yormadan, takılmadan yumuşacık bir yazım kalitesi sunuyor. Öyle ki, fine uçlu bu kalemden sonra, ince uçlara meyleder hale geldim bile diyebilirim. Kalemin fiyatını bilmiyorum. Ancak ebay'de bulmak mümkün. Eğer, Parker'ın Parker olduğu günleri yad etmek isterseniz, Parker 25'in iyi bir seçenek olduğunu söyleyebilirim.

Sevgiler,

Zeynep Eskikalem,

CONTINUE to READ in ENGLISH

Lizzy Collection Notebook / Lizzy Collection Defter

Scroll down to read in English

Mektupları sever misiniz? Peki ya pulları? Ben de severim. Her mektubun heyecanı başkadır, hatta pulu olmasa bile heyecanlandırır insanı. Lisedeyken çok sevdiğim bir arkadaşımla farklı sınıflarda olduğumuzdan mektuplaşırdık. Hem de yatılı okulda okumamıza ve 24 saatimizi neredeyse birlikte geçirmemize rağmen yine de birbirimize yazacak bir şeyler bulurduk.  "Sevgili S. mektuplarını hala saklıyorum :)" Arkasında sadece Lizzy Collection yazan, başkaca bir kimlik bilgisi bulunmayan bu defterle Metrocity Remzi'de karşılaşınca aklıma ilk olarak zarfı ve pulu olmayan, saman kağıda yazılmış o mektuplar geldi. Defteri alıp çıktım ama o sırada başka defter taşıdığım için uzun zaman kullanamadım. Yakın zamanda çantaya at çık, not al, aklındakileri yaz kurtul defteri var mı evde diye bakınırken, kendisiyle göz göze geldik. (Farazi olarak)


Defterimiz yaklaşık 13 cm x 9 cm. Yani avuç içi kadar. Ama ne derler bilirsiniz "Avuç içi kadar mutluluk yeter"  Bu yüzden çantada, elde, oldukça rahat. 6 ortalı ve dikişlerinden güzel ayrılıyor. Yazarken sıkıntı çıkarmıyor.


İçi çizgili bu defteri 3 dolmakalem, 2 keçe uçlu kalem ve 1 jel kalemle test ettim.


Görüldüğü gibi çok etkileyici bir performansı yok. Ama zaten artık arka sayfayı kullanmamayı öğrendim. (Salih Hocam, Bizans Bey lafım size:) Bu yüzden çok sıkıntı yok. Kapağı çok güzel, kağıdı kırçıllanma yapmıyor ama kalemi zorlayacak kadar da perdahlı değil. Bir kaç gün içinde neredeyse yarısını kullandığımı söylersem ne kadar sevdiğimi anlarsınız sanıyorum.


Defterin yüzeyi de dokulu bir yapıya sahip. Bu fotoğrafta yansıtmaya çalıştım, bilmiyorum fotoğraftan anlaşılabiliyor mu?  Bu defteri yapan firma hakkında hiç bir şey bulamadım ama bu pullar bir yerden tanıdık. kendileri aslında bir Reklam Ajansı tarafından tasarlanmışlar ve www.turkiyeposterleri.com sitesinden ücretsiz olarak indirilip kullanılabiliyorlar. Bana rahmetli İhap Hulusi'nin grafiklerini hatırlatan bu posterleri ben çok seviyorum. Ancak bu websitesi ya da ajansla, defterleri basan firma arasında herhangi bir bağ bulamadım. Her ne kadar firma hakkında bilgi bulamasam da, şu anda Remzi Kırtasiye'de bu defterden satılmıyor olsa da, umarım sevgili defter yollarımız seninle bir gün tekrar kesişir.

Sevgiler,

Zeynep Damgapulu

CONTINUE to READ in ENGLISH
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...