Sunday Post 21 / Pazar Postası 21

Scroll down to read in English


Pazartesi günleri yayınlanan Pazar Postasından hepinize merhaba!

Geçen hafta Mehmet Siyah Kalem'den bahsetmiştim. Mehmet Siyah Kalem minyatür tarihinin en bilinmez sanatçılarından. 1950 yılında eserleri arşivde bulunduğundan beri kim olduğu araştırılsa da henüz Orta Asyalı bir minyatür ustası oldundan öte bir bilgi yok elimizde. 


Ama bildiğimiz bir şey var ki, kendisi insanların ve şeytanların ustası, onları en güzel resmeden sanatçılardan bir tanesi. Çağının ötesindeki bu sanatçıyı mutlaka tanımak lazım. 


Sailor mürekkepleri çok seviyorum. Ama nedense bu blogda hiç inceleme yazısı yayınlamamışım. İşte haftasonundan Sailor Jentle Grenade ile yazılmış bir yazı. Mürekkebin üstündeki muhteşem revnakı görüyor musunuz? Harika! 


Kalem ailemin son üyesi, kapilarite prensibi ile dolan bir Parker 61. Ancak hafif bir kozmetik bakıma ihtyacı vardı. Gördüğünüz gibi soldaki gövde ciladan sonra, sağdaki kapak ciladan önce. Pırıl pırıl oldu. 


Ve yine biraz yazıldı, çizildi. Jung'un İnsan ve Sembolleri kitabını tadını çıkararak okuyorum. Sağ tarafa da bir bardak çay eklerseniz, akşamları masamın üzeri yaklaşık olarak böyle oluyor. 

Sizin haftanız nasıl geçti?

Sevgiler

Zeynep Siyahkalem

CONTINUE to READ in ENGLISH


Hello from Sunday Post which is always published on Monday!

Last week, I told you about Mehmet Siyah Kalem (Mehmet Black Pen). He is one of the miniature masters of our history. Since his works have been discovered in the archives back in 1950, we still don't know anything about him, except being a Middle Asian miniature master. 

But there is something we know, that he is the master of humans and demons who depicts them in the best way. He is a must-know artist ahead his time. 

I like Sailor inks so much but I don't know why I never posted about them in this blog. Here is a writing sample with Sailor Jentle Grenade. You can see the great sheen, right? Magnificent!

My latest addition to the Parker family: a capillary filler Parker 61. Nevertheless, it needed a bit of cosmetic treatment. On the left you can see the polished body and on the right there is the unpolished cap. It looks shiny, isn't it!

And again reading and writing. I still enjoy Jung's Man and His Symbols. If you add a cup of freshly brewed tea in the scene this is exactly my writing desk in the evenings. 

How was you week?

Cheers,

Zeynep Blackpen

16 comments:

  1. Revnaklar çok güzelmiş.
    Kapilerite prensibiyle dolmak nasıl oluyor? :)
    Siz çayı çok seviyorsunuz galiba. Kahve varken... Cık cık cık. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. O kaleme ayrı bir yazı yazacağım. O sırada video çekimiylel göstermek lazım nasıl dolduğunu. İlginç, bildiğim kadarıyla da türünün tek örneği.

      10 bardak kahve içilmez ama on bardak çay içilir.

      Delete
    2. 10 bardak çay içilmese de olur :P Hem çay bardakları küçük. :D
      Yazıyı bekliyorum. :)

      Delete
    3. Çayımız kupayla, su bardağıyla :)

      Yazı, ah yazı. Çok yazı var yazılacak :)

      Delete
  2. elinize sağlık,
    yazınızı görünce yazma işini bırakıp daktilo ya da bilgisayar mı kullansam diyorum, hiç umut yokta

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaaa, öyle söylemeyin lütfen. El yazınız güzelleşir zaman içinde. Herkes için umut vardır. Biraz pratik gerekiyor sadece.

      Delete
  3. Yeni kaleminiz hayırlı olsun..Kapağın cilalama işleminde hangi malzemeyi kullandınız acaba??selamlar

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tüp içinde pembe bir macun, markası impeca. Ayrıca universalin ucuna takılan ve kullanmadan önce tavşan kuyruğu gibi olan beyaz bir ponpon vardı. Onunla yedirmiş oldum.

      Delete
  4. Siyahkalemin minyaturun tarihinde hayli onemli ve kanimca farkli da bir yeri vardir. Bolca samancil unsuru boca eder uzerimizde calismalarinda. Kitabi atlamisim, suratle edinecegim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bence çağının çok ötesinde, muhteşem yalın bir isim ve bir o kadar girift şeytan ve cin çizimleri. Bayılıyorum, bayılıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kitap satan mağazalarında var bu kitap.

      Delete
  5. Merhaba Zeynep Hanım bu akşam da "kapilarite" terimini öğrenmeye çalıştık siz ve hz.google sayesinde:) Bir sorum da var: kalemi cilalama işini nasıl, neyle yaptınız?

    ReplyDelete
    Replies
    1. :) İngilizcesi capillary action. Aslında dolmakalemin temel çalışma prensibi de buna dayanıyor. Tıpkı ağaçların köklerinin topraktan suyu yukarıya çekmesi gibi. Türkçesi nedir diye bakınca kapilarite diye buldum. Belki yanlıştır :/

      Kalemi impeca isimli bir macunla, üniversal motorun ucuna taktığım bir cila pamuğu yardımı ile cilaladım. Ancak sadece metal kalemlerde kullanılabilen bir şey. Reçine ya da akrilik kalemlerde olmaz.

      Delete
  6. Sailor mürekkepleri çok merak ediyorum, Capon kalemlerinin gönlümde ayrı yeri olmasıyla ilgili bu merak.
    Bitirmemişseiz Yeni Zaman'a kuzenimi göndereceğim. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Caponluk <3 Ben ^_^

      Yeni Zaman'da var hala bu mürekkepler. Kuzeninizi gönderdiğinizde benim de selamımı gönderin, yardımcı olurlar mutlaka :)

      Delete
  7. Ayrıca çizgisiz kağıtta nasıl öyle düz yazıyorsunuz? İmkanı yok yapamıyorum :/

    ReplyDelete
    Replies
    1. Birincisi ben de her zaman düz yazamıyorum çizgisiz kağıda. İnsanın ruh halinden etkileniyor yazı.

      İkincisi daha önce Leuchttrum defteri tanıtırken gösterdiğim bir şablon vardı, ben kullanmıyorum ama o tarz bir şablon yapabilirsiniz kendinize.

      Üçüncüsü yaza yaza oluyor. Gerçekten pratik yapmak lazım. Zaman içinde oturuyor.

      Sevgiler

      Delete

Powered by Blogger.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...