Sunday Post 22 / Pazar Postası 22

Scroll down to read in English


Gecikmiş bir pazar postasından merhaba :)

Siz bu satırları okurken, ben hasta ve raporlu olarak yatağımda köh köh öksürmek suretiyle yeşil çaya vuracağım kendimi. Ama yine de buyrunuz efendim bu hafta nasıl geçmiş. Bu hafta sevgili Berk sağolsun yeni bir kelime öğrendik. "Tirşe" Dilimize Farsça'dan geçen bu kelime yeşil ile mavi arası renge verilen isimmiş. (Pars Tuğlacı Okyanus Ansiklopedik Sözlük)


Sayıları gittikçe artan mürekkeplerim ayrı eve çıkma kararı aldılar. Kendilerine özel bir dolap tahsis edeceğimi söyleyerek ara yolu buldum. 



O kadar çok kalem yıkadım ki, ellerim buruş buruş oldu. Huzuru kartuşlu/dönüştürücülü kalemde buldum desem yeridir. Kalem pistonu evirip çevirmekten kas yaptım.


Bu hafta Pelikan M200 tutkunu, hayatının defterini arayan arkadaşım Mehmet'in tavsiyesi ile Mahmud Erol Kılıç'ın Hayatın Satır Araları kitabını okudum. Bu kitabı okumak, çok özlediğim Mahmud Erol beyle karşılıklı sohbet etmek gibiydi benim için. Hatta kitabı okurken kafamda seslendirme yapmış bile olabilirim. Bu arada, yakın zamanda ciddi bir rahatsızlık geçirmişti. Bu vesile ile geçmiş olsun diyelim. Evet üç dört kitap birden bitirilen haftalar geride kaldı :) Motor üzerinde gezmekten okumaya fırsatım kalmamış gibi görünüyor. 

Bir de unutmadan, bu hafta Pen Addict blogunun podcastinde konuk blog bendim. O kadar güzel şeyler söylemişler ki sağolsunlar, bir ara benden mi bahsediyorlar diye tereddüte düştüm. Dinlemek isteyenleri buraya alalım. 20. dakikadan sonra başlıyor Bana Sıkça Yaz ile ilgili kısımlar. 

Sizin haftanız nasıldı?

Sevgiler

Zeynep Tembelteneke

CONTINUE to READ in ENGLISH


Greetings from another late Sunday Post,

While you are reading this, I will be resting in bed, coughing heavily and with my green tea consume nearly as a little pond. This week I learned a new Turkish word via one of my readers. (the photo is about that)

My outgrowing number of inks asked to move out so I compensated them with a separate bookshelf. 

I cleaned too much pens that my fingertips wrinkled as a raisin. I think I built up some muscles turning on and off the piston knobs. I guess I will only use c/c pens from now on. (JK)

I read only one book this week. Oh my good old days reading three, sometimes even four books in a week. Since I got my motorbike, I don't have enough time I guess. 

And moreover, Pen Addict's podcast was talking about my blog this week. (Click here for the podcast) As they were complimenting about my blog, I was thinking as if they are still talking about it. Thank you! They made me very happy. 

How was your week?

Cheers,

Zeynep Lazybones

34 yorum:

  1. Geçmiş olsun. Ben de 1 aydır bu öksürük-gripten fena halde çektim. Hayattan soğuttu. Ağız, burun, boğaz, göz aynı contası gitmiş pistonlu kalem gibiydi.
    Maşallah mürekkepler de baya bir olmuş. Hukuk diplomanıza bile yer yok gibi, işler vahim :) Ben de daha diploma almadım 10 yıl oldu geçici mezuniyet belgesini alalı. Hayat yoğun geçiyor, ehliyet bile alamadım :) hafta sonu yine mürekkeplere vurdum kendimi. Karışımlara devam. Komiktir, pul biberli, karadutlu mürekkebimi buldum şişelerin arasında, asidik durumunu düşünmek bile istemem:) pul biberi yağını, özünü çıkardıkça kağıtta yağlıboya gibi oluyor. Kokudan da böcek gelmez belki...
    Majestik Kontenjan'ın yeni kitabı çıkmış. Belki ilginizi çeker. Aura, frekans konusundan bahsediyordu.
    Hasta olduğum için fazla bir iş yapamadım. Bugün düzeldim. Kemal Sunal Fatoş'a bakıyordu hasta yatağında da Fatoş " Baba ben hasta mıydım?" der gibi uyandım bugün. Bu yeni yıl mikrobu fenaydı. Zatüre başlangıcına kadar götürdü beni.
    Tekrar acil şifalar bütün hastalara.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Benimki alerjinin ve sinüzitin birleşiminden oluşan bir koktely gibi daha çok. Öksürmek olmasa yine çekilir de fena yoruyor ahlaksız.

      Mürekkeplere aslında epeydir ekleme yapmıyorum ama parça bölük kötü görünüyorlardı. Böyle biraz daha derli toplu oldular.

      Dolabın yanındaki diplomam değil, avukatlık ruhsatım. Ne lisans diplomasını aldım, ne yüksek lisans diplomasını. Şimdiye kadar bütün işlerimi geçici mezuniyet belgesi üzerinden gördüm.

      Sirke ve tuzla mı yapıyorsunuz mürekkeplerinizi? Birkaç yerde okudum ama hiç denemedim. Eğlenceli mi?

      Bu arada majestik kontenjan nedir? Ben bilmiyorum.

      Sevgiler

      Sil
    2. http://www.kontejyan.com/
      https://tr-tr.facebook.com/mucizelerle

      diye sayfası var. Majisyen Kontenjan yani Mehmet Çobanoğlu. Rabbin Nefesi diye son kitabı da çıktı. İlgi alanınıza yakın çalışmalar yapıyor.
      Mürekkebi sirke bazlı yapıyorum. Babannem sağolsun. Tuz olayını bilmiyorum ama gerçekten bazı mürekkepler iyotlu gibi sanki Baticon,tentürdiot.
      Şimdi Hakkari'de bulduğum taşlardan yapacağım. Ezmesi zor ama bakalım. Argonit taşından yapacaktım mürekkebi ayrıca( hakiki Edelstein olur :) ) sonradan parçalara ayırıp tüylü kalemime serpiştirdim sanki Kanuni'nin kalemi oldu mübarek.
      Yahu bu diplomayı nasıl alacağız :) bilemiyorum. Yüzüm yok. Ne zaman mezun oldunuz diyecek 2006 :) Dese ki " Ooo küçükbeyler de teşrif ettiler felan ... İ.Ü. öğrenci işleri meşhur zaten.

      Sil
    3. Bakayım hemen! Teşekkürler paylaştığınız için.

      Bu arada, tuz da koymak lazım. Biri çökelmeyi önlüyor, diğeri de rengi koruyor diye biliyorum. Merak ediyorum mürekkeplerinizi, bizimle de paylaşın lütfen :)

      2006 iyi yine. Annemin lisans diplomasını annem emekli olurken aldık biz.

      Sil
  2. Geçmiş olsun. :)
    Eve gidince podcast'i dinlemeliyim hemen. Bu aralar ülkecek çok popüleriz; Stephen'ın Çelik Kalem incelemesi olsun, sizin Pen Addict'te bahsiniz olsun.
    Bu post biraz Uykusuz'un Şizofren köşesi gibi olmuş sanki. :D
    Blogda adımın geçmesi de çok ilginç oldu benim için. :D Ünlü olur muyum? :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Berk. Artık genç kızların yeni sevgilisi Berk olarak anılacaksın. Neticede bu blogu günde 1500 kişi okuyor :)

      Valla hastalıktan şizofrene de bağlamış olabilirim bilmiyorum.

      Ülkemiz çok güzel ama biz tanıtamıyoruz yeaaa :/

      Sil
    2. Şu an fark ettim Şizofren'e değil Gittin Gideli Bebek'e benziyor post. Ben karıştırmışım. :)
      Kedi gününüz kutlu olsun. :)

      Sil
    3. Gittin gideli bebek evdeki mürekkeplerle tartıştım, yokluğunda kalemleri kırkladım, buruşup kuru üzüme benzeyen parmaklarımı emdim vitamin olsun diye.

      Oldu mu?

      Benim alerjim o kadar ileri boyutlara vardı ki, artık evde hiç kedim olamayacak maalesef :/

      Sil
    4. Olmuş. Güldürdünüz akşam akşam. :D
      Aaa! Kedisiz kedisiz olmaz ki. :( Olmazsa bir hologram ayarlarız. :)

      Sil
    5. Valla Berkcim, artık tek gecelik ilişkilerde buluyorum mutluluğu. Bir geceyi kediyle birlikte geçiriyorum. Alerji hapına rağmen ağzımla burnum yer değiştiriyor. Sonra uzun bir süre birbirimizi aramıyoruz. Ben o sırada sokakta kedi görürsem öpüyorum filan.

      Hayat zor...

      Sil
  3. Zeynep Hanım çok geçmiş olsun. En kısa zamanda iyileşmeniz ve de bizi postsuz bırakmamanız dileği ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Abdullah Bey, inşallah bir an önce ayağa kalkabilirsem iyi olacak.

      Sevgiler

      Sil
  4. Çok kaprisli mürekkepleriniz var efendim, ayrı dolaba çıkmakla kalmayıp beraatnameyi de indirtmişler :)
    Geçmiş olsun çok çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha öyle oldu. Arada bana avukat mısınız diye soruyorlar. Ruhsatı evde yerde duracak kadar avukatım ben :)

      Sil
  5. Geçmiş olsun Zeynep. Pen Addict'tekiler az bile söylemiş, verdiğin emeği biz biliyoruz seninle gurur duyduk. Biran önce iyileşip incelemelerini yazmanı bekliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşşekkürler Turgay Bey. Çok sağolun. İnşallah yeşil sahalara bomba gibi döneceğim :)

      Sil
    2. Yeşil sahalar tabirininde yeni bir Pelikan incelemesi sezdim, yanlış mıyım :)

      Sil
    3. Aslında aklımda böyle bir şey yoktu ama madem talep var öyle olsun o zaman :)

      Sil
  6. Like your blog very much and check in regularly!
    Many thanks and best wishes,
    Tom W.
    NYC

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tom Hi,

      Thank you for you good wishes.

      Cheers

      Sil
  7. Tirşe ne güzel tınılı bir sözcüktür.. Ortaçgil'in "Şarkılarım Senindir"indeki 'tirşe bir telaş'ı.. Klişeleşmiş, daima kırmızılara kaplanan aşk tanımlarından uzak, ne naif..

    Lamy Al-Star mavi-yeşilin çıktığını duyduğumda tirşe olmasını ummuştum niyeyse, lâkin fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla pek ilgisi yok.

    Yeşil çayınızdan tarçını, balı eksik etmeyin. Umarım en kısa zamanda motor gezmelerinize devam edersiniz iyileşip :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyle, hatta şimdi yazarken fark ettim ki, posttaki kitap da tirşe :) Baktıkça fark ediyor insan... Ortaçgil de kalıpları kırmış gerçekten.

      Al-Star'dan sipariş ettim. Büyük ihtimalle geldi ve ofiste beni bekliyor ama ben ofise gidemediğim için göremedim kendisini.

      Çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.

      Sevgiler

      Sil
  8. Öncelikle geçmiş olsun. Gönderilerinizden birinde sembolizm ile ilgili bir kitap gördüğümü hatırlıyorum. Ancak maalesef o gönderinizi bulamadım. Hangi kitaptı?
    Teşekkürler, iyi günler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.

      Sembolizmle ilgili mutlaka bir kitap vardır ama ben de şimdi ilk bakışta göremedim. Nasıl bir kitaptı hatırlıyor musunuz? Ya da sizin aradığınız bir şey varsa, o şekilde yardımcı olmaya çalışayım.

      Sil
  9. Your grandchildren will use your ink! But I envy your Akkerman inks.

    Thanks for keeping your blog active.

    BT

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oh yes, I assume so :) Too many inks to finish. Akkerman has a great bottle but really hard to get, unless you are living in the Netherlands.

      Cheers Bruno.

      Sil
  10. Merhaba,
    Dini sembollerle ilgili olarak değil de daha çok edebiyatta sembolizm ile ilgili güzel bir kitap arıyorum.
    Kitap satışı olan sitelerde var bu tarz kitaplar ancak ne kadar doyurucu olduklarını bilemiyorum. Sizin daha önce okuduğunuz/duyduğunuz bir kitap var ise çok yardımı olurdu.
    Selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edebiyatta sembolizmle aram pek yok. Daha doğrusu ilgi alanıma girmiyor diyeyim. Böyle bir kitaba da rastlamadım. Ancak dün Jung'un İnsan ve Sembolleri isimli kitabını bitirdim. Orada semboloji anlatırken, edebiyata ve sinemaya da referans veriyor. Hoşunuza gidebilir diye tahmin ediyorum.

      Sevgiler

      Sil
    2. İyi bir başlangıç olabilir. İlginize teşekkürler.
      İyi günler

      Sil
  11. Merhaba Zeynep Hanım öncelikle size geçmiş olsun diyorum. Gustav Jung'un Bloğunuzda yer alan Insan ve Sembolleri kitabı benim de dikkatimi çekmişti ancak kitabın yeni baskısı yok, belki kitapçıların elinde kalmıştır diye araştırdım ama bulamadım maalesef:( Siz kitabinizi yeni mı almıştınız ? ve nereden aldığınızı ogrenebilirmiyim? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Cengiz bey. Kitabı bir arkadaşım ödünç verdi bana. Ben de çok sevdiğim için aradım netten ama bulamadım maalesef. Okuyanus ile görüşmek lazım, belki yeniden basarlar.

      Bulursanız bize de haber verin olur mu?

      Sevgiler

      Sil
  12. Okuyanus kitabın yeniden basılmasının programlarında olduğunu söylemişti, ne zaman basılır artık bilemiyorum, sağlık olsun diyelim. Iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  13. Sizin sayenizde Paperblanksimize, Ciakımıza kavuştuk efendim. Kitabı seveceğinizi tahmin etmiştim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Mehmet.

      Bu arada seni dün aradığımda, telefonda numaranı bulamadım bir türlü çünkü Mehmet Server diye arıyordum :)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...