Sunday Post 45 / Pazar Postası 45

Scroll down to read in English


Bu hafta bir arkadaşımın tavsiyesiyle A. Ali Ural'ın Posta Kutusundaki Mızıka kitabını okudum. 50 baskı yapmış bu kitabı sevemediğimi düşündüm nedense. Aslında Ali Ural'ı sırf Epiktetos kitapları basan Şule Yayınevinin sahibi olduğu için bile sevebilirim ama nedense bu kitap bana biraz zorlama geldi... Hep iyi kitaplar okuyacağız diye bir şey yok tabi :)


Sözlük okumaya başladım bu hafta. Herhalde gelecek pazar postasında tanıtırım.  Yazarak okuduğum için nispeten yavaş gitse de yazmak beni fena halde eğlendiriyor. Hem insan dikiş yüzüğüne "engüştene" dendiğini başka nereden öğrenebilir ki?


Yazmanın en güzel yanlarından biri de mürekkebin kağıtta bıraktığı revnaklar olsa gerek. Sağolsun, Yama-Dori bu duygumu epey tatmin etti.

Bol miktarda yazıp çizdiğim bir hafta oldu. Siz neler yaptınız bu hafta?

Sevgiler,

Zeynep Kalemkâr

CONTINUE to READ in ENGLISH


I read a book based upon the recommendation of a friend of mine. But unfortunately I didn't like this book. I don't know why but sometimes it happens right?

I also started reading a dictionary. I guess I will be talking about it in next Sunday Post. Even though taking notes slows me down in my reading process, I like writing. Besides, where can you learn that there is word called "thimble" :)

Besides I think sheen is the reward of handwriting. And Yama-Dori is great enough to satisfy my sheen-curiosity. 

I wrote often this week. How was yours?

Cheers,

Zeynep Penthusiast



16 comments:

  1. Fotoğraftan mı bilmiyorum ama defterin kağıdı da çok güzel görünüyor, defter nedir?:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Defter çok yakında blogda olacak. Matay'ın Old İstanbul defterlerinden bir tanesi. Bakalım beğenecek misiniz :)

      Delete
  2. bende sevememiştim... çok fazla alıntı var gibiydi çünkü... alıntılar güzeldi ama bu kitabın bütünlüğünü bozmuştu.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Zorlama derken kast ettiğim şey buydu. Bazen öyle hissettim ki, sanki tüm o alıntılar sırf alıntılanmak için eklenmişti kitaba. Bu yüzden doğal ve samimi gelmedi.

      Delete
  3. I could look at your handwriting forever, even though I don't speak or read Turkish. Beautiful penwomanship!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Thank you very much Richard. I will write something in English next time then :)

      Delete
  4. Merhaba;
    Bu hafta neler yaptın bakalım diye sorulması bloglar aracılığıyla da olsa çok iyi geliyor, teşekkür ederim kendi adıma. Gurbette yalnız olunca böyle soracak kimse olmuyor bazen etrafta.
    Defteriniz gerçekten güzel görünüyor, zaten yazınıza diyecek bir şey yok. Ben bu hafta hep yazdım. Eşime Türkiye'den kaligrafi kalemi almıştık, onun yazısı da harikadır, el yazısıyla yazar, şimdilerde kaligrafi ile ilgileniyor. Ben yine her zamanki gibi çirkin yazımla yazmaya devam ediyorum ama arada el yazısı çalışıyorum. Henüz mürekkep ve dolmakalem bulup alamadım burada. Bu sıra biraz güvenlik sorunlarımız var gönlümüzce dışarı çıkamıyoruz. Bir zamanlar aldığım ince uçlu lamy dolma kalemimla gayret ediyorum yazmaya.
    Sizin mailinize cevap yazmıştım çok uzun zaman önce, umarım elinize geçmiştir...Ayrıca çok sevindiğimi de yeniden belirtmek isterim.
    Bazen kitaplar hayal kırıklığı yaratabiliyor ama neticede hepsinde büyük emek var. Ben hep o satırlar yazılırkenki hallerini hayal etmeye çalışırım yazarların, kelimelerin ne düşüncelerle yoğrulduğunu merak ederim.
    Keyifli okumalar dilerim ve yazıyla kalın, rengarenk mürekkepler gibi geçsin günleriniz, mutlulukla.
    Sevgiler

    ReplyDelete
    Replies
    1. Merhaba Tuğba,

      Ne garip değil mi? Bir yazı yazıyor, bir soru soruyor insan ama o yazının, o sorunun dünyanın neresine gidip sahibini bulacağını bilemiyor.

      Türkiye'ye geleceğiniz zaman mürekkep ayarlayalım size. Hatta dilerseniz ben elimdekilerden de gönderebilirim. Burada kullanmadığımız onlarca şişe varken, başka birinin gurbette mürekkep bulamadığı için yazı yazamaması çok üzücü çünkü...

      Kitaplarda emek var elbette. Hele de Türkiye'de 50 baskı yapmış bir kitabın sevildiği de, beğenildiği de aşikar ancak her kitap herkese hitap etmiyor.

      Sizin de güzel ve güvenli geçsin günleriniz.

      Sevgiler

      Delete
    2. Yeniden Merhaba;
      Hayat garip ama türlü türlü güzelliklerle dolu bir yer:) Bir tek soru dünyanın uzak bir köşesindeki birini mutlu ediyor ya daha ne ister insan.
      Eski yazılarınızı da zamanım ve internetim el verdiğince okuyup bilgi edinmeye çalışıyorum elimden geldiğince. Mail attım demiştim ama sanırım mailde farklı bir isim var tam olarak sizinle mi yazıştık çözemedim:) Mail trafiğim de blog dolayısıyla epey yoğun bazen kafam karman çorman oluyor.
      Nazik ve düşünceli tavrınız sıcaklığınız için teşekkür ederim. Burada bulamadığım için Türkiye'ye gelince tavsiyeniz üzerine İzmir Can kırtasiyeye uğramak var aklımda. Henüz dönünce yerleşeceğim güzel izmir'in yabancısıyım ama eşimin yardımlarıyla yerini bulabileceğime inanıyorum. Orada da sizin gibi ilgili sıcak kanlı insanlar olduğunu yazmışsınız, sevindim.
      Kendi yazılarımda ve mektuplarımda devamlı kullanabilceğim, hem de pratik yapmama olanak sağlayacak bir dolma kalemim ve renkli mürekkeplerim olmasını çok arzu ediyorum. Yazmakta olduğum kitabım için de motive edici olacağına inanıyorum. Bu heyecanımın, hevesimin ve yazmaya olan tutkumun, olanaksızlıklardan ötürü yitip gitmesini istemiyorum doğrusu. Hem sadece bir heves olarak da görmüyorum, araştırmak öğrenmek ve dahası ilerlemek arzusundayım.
      Ayrıca burada çıkartmakta olduğumuz dergimiz için sizden özel bir ricam da olacak. Eğer siz de uygun bulursanız bana kontak kurabileceğimiz bir mail adresi yollayabilirseniz yahut dilerseniz vaktiniz varsa bana mail yazabilirseniz inanın çok mutlu olurum. Haberlerinizi her zamanki gibi heyecanla bekliyor olacağım.
      Sevgi ve selamlarımla

      Delete
    3. Can Kırtasiye muhteşem bir yerdir. Kesinlikle tavsiye ederim. Gidin, pişman olmayacaksınız. Özellikle de Özlem Hanım ya da Murat beye gidip beni "Bana Sıkça Yaz"dan yolladırlar derseniz :) Yeri de çok kolay. Fuarı bilen her İzmir'li (ki bu bütün izmirliler oluyor) Can kırtasiyeyi kolaylıkla bulabilir.

      Eminim oraya gittiğinizde istediğiniz dolmakaleme de, renk renk mürekkeplere de kolayca ulaşacaksınız. Umarım tam elinize oturan kalemi bulur, kitabınızı da bu vesile ile tamamlarsınız.

      Bana writetomeoften et gmail nokta kom adresinden ulaşabilirsiniz.

      Sevgiler

      Delete
  5. Bu tatsız tuzsuz hayata yazılarınızla ışıklı pencereler açıyorsunuz. Hezar teşekkür...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Estagfurullah Murat Bey. Ben paylaşmaya gayret ediyorum, gününüzü bir nebze aydınlatabildiysem ne mutlu bana...

      Delete
  6. Zaten yazmadan okuyabilmek mümkün değil Zeynep Hanım, pazara kadar beklerim ama yine de sözlük nedir diye sormadan edemiyorum. Esen kalın.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben sadece roman gibi kitapları yazmadan okuyabiliyorum. Yazarak okuma alışkanlığım insanlara çok garip geliyor nedense. Nihayet bu alışkanlığı normal karşılayan birine denk gelmiş olmak harika.

      Sözlükle ilgili spoiler vermeyeyim ki pazar postasının reytingi artsın :)

      (Zeki Kuşçuoğlu'nun Kuyumculuk Terimleri Sözlüğü)

      Delete
    2. Roman dahil herhangi bir şeyi kalem ve not defteri (defter) olmadan okuyamıyorum. Muhakkak not almam gereken bir şey çıkıyor. Not defterinden deftere geçirme derdine de direkt deftere yazarak son verdim.
      Bu sözlük bende yok, alayım bende de olsun.

      Delete
    3. Romana genelde kendimi kaptırmış oluyorum. Bir de eğer çok güzel bir şeye rastlarsam, onu da kitabın arka kapağının içine yazıyorum. Güzel sözlük, tavsiye ederim.

      Delete

Powered by Blogger.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...