Dünyanın En Kapsamlı TWSBI Eco İncelemesi / Şükret Ustakalem

10
725
Selam!
Bu sefer çok farklı ama aşırılı keyifli bir yazı var. Hem de bir çoğunuzun tanıdığı Şükret’in elinden. Ben bir süredir buralara uğrayamadığımdan Şüko’nun kalem çıkar çıkmaz yazdığı bu yazıyı yayınlayamamıştım. Bi kahve ısmarlasam affeder misiniz Şüko beyciğim? Ayrıca fotoğraflar için de Fpail ve Fatih beylere yürekten teşekkürler. 
 
TWSBI Eco
 
Uyarayım – aşağıda durandan
eğlencelik bir şeyler koparmak için bahsi geçen konu ve konuların
ehli olmak ehliyeti olmak adı geçen şahıs ve markaların tanıdığı
hatta ahbabı olmak geçmişini ezberden bilmek gerektir çünkü
şüphesiz bu bizim burda dediklerimiz sorunsuz sorusuz mutlak
doğrudur evrenden yasalardır nokta kullanmayarak yazmak beni zorlar
mı yo hayır – Uyarayım
Şu hayatta, dünyada, bir iki şeyle
mutedil ayarda iftihar etmişimdir:
  1. TWSBI Diamond 540’ı 540 iken
    tanımış olmak
  2. Visconti Rembrandt’ın
    memlekette belki de ilk kullanıcısı olmak
Öncelikle, bu bir tanıtım yazısı
değildir. Elimizde TWSBI’yle ilgili duymaktan ya da kurcalamaktan
gelerek öğrendiğimiz bir kısım mal birikti, etekleri sallayım
dedim. Sözünü ettiğimiz modellerle ilgili enikonu bilgi burada
yok, maalesef yok, olmayacak. Üzgünüm kalemci.
Yeri geldi de söylüyorum, bana pırıl
pırıl bu sayfayı ayırdığı için BeSeYe’deki ekipaja sonsuz
şükran. Ekip dediğim de ben ve arkadaşlar.
Beli, bu işlere yeni başlamışken,
günlerden o gün, içi görünen bir kalemdir buldum. “Demo” ve
“demonstrator” sözcükleri kalem dünyası için ne demekti
bilmiyordum, TWSBI’yi görene dek. Kendi içini gösteren bu kalem
bir de ne kadar ıvır zıvırı varsa parça pincik olup elimize
konuyordu. Pistonu çıkarmak için kalemle gelen anahtar ve silikon
yağı, konsept olarak, herkesin hoşuna gitmişti.
Uzunca beklediğimi hatırlıyorum,
çünkü internetten alışveriş henüz benim için Mars’a
giderken yarı yolda kalıp yan tutmak gibiydi. Heralde bu sırada
540’la ilgili bazı tanıtım yazıları ve sorunlar yumağı sanal
sanal dönmeye başlamıştı, hatırlamıyorum.
Bir şekil tutup bu kalemden biri bana
biri hocama olmak üzere iki tane aldık, önce bi’ gelmedi (geri
dönmüş paket), sonra, bekledik de geldi ve kullanmaya başladık.
Dikkat çekeyim, aldığımız TWSBI Diamond 540; artık, bu
kalemlerden açarken sade 540 ya da 580 diyoruz, anlaşılıyor. Bir
süre, kalemi akşam dağıttım sabah topladım. Yeri geldi
toplanmadı.
Bu model ne badireler atlattı. 540, ya
henüz 540 iken bir tur iyileştirme yapıldı ve 580 oldu ya da önce
580 oldu ve sonra bir tur iyileştirme yapıldı. Bu sıra konusunda
Guugıl Efendi’ye bakmak lazım, ben hatırlamıyorum. En önemli
sorun malzemenin kalitesiydi, kalem kimi yerlerinden çatlıyordu.
Fotoğraflayalım:
Yazarken tutulan yerin ağzındaki ufak
yivler, ki bunlar uç ünitesini çıkardıktan sonra geri koyarken
çentikleri tam tutturamayanlar için sorun oldu. Ben yaşamadım,
ama çok kalem buradan çatladı. Bu 540’ın fotoğrafıdır.
Sonraki versiyonlarda buraya bir metal yüzük oturtuldu.
İçteki siyah ünite de bağlanırken
sorun oldu. Ağzından, dişlerin olduğu yerden koptu, gövdedeki
yivlerin içinde kaldı.
Pistonu gövdeye tutturan metal
parçanın etrafı. Pistonu kullanırken sert davrandıysanız ya da
pistonu çıkarıp takarken zorladıysanız bu oldu. Belki de canı
sıkıldı, bilmiyorum. Yukarda dedim, 540’tan iki tane almıştık,
öbür 540’ta da bu oldu.
Piston, elimdeki 580’de böyle
tutturulmamış. Bu metal parça onda yok. Bendeki 580’de böyle
bir sorun da yok. Fotoğrafını koymadım.
Mini’nin tepesi. Mürekkebi çektiniz,
düğmeyi çok döndürüp sıkıştırdınız mı? Bu metal halka,
üstündeki plastiği ittirip çatlatmış olabilir. Çünkü, metal
halka dışarı taşmasın diye altındaki malzeme ince tutuluyor,
etli bırakılmıyor. Kapakta da bu sorun var, geleceğiz. Bence
böyle. Kimisi buzlu seviyor nabayım.
Kapağın içindeki yivler ve onlara
gövdede denk gelen dişler. Kapağı çok sıkıyorsanız buraları
da çatlattınız. 580’de, daha doğrusu 540’tan sonra, bir
lastik koyarak bu işi tatlıya bağlamak istediler. Yukardaki
fotoğrafta soldaki 540’tır, sağdaki 580’dir.
Anlatayım. Kapaktaki metal bant
şişkinlik yapmasın, dışarı taşmasın diye içerde kalan
malzeme ince bırakılmış. Yani yivlerle metalin arasında kalacak
gibi, bu ortamı güçlü kuvvetli kılacak kadar kalınlık
bırakılmamış.
Dahası, yivler bittikten sonra malzeme
ta tepeye kadar devam ediyor evet ama, yivler başlamadan önce eser
miktarda bile bi’şey yok. Bu da, bence, yukarda gördüğünüz
dikine çatlağa (bir tane yok, çok var, ama fotoğrafta göstermek
zor) sebep oluyor. Etekleri pantolun içine toplayıp beli sağlama
alamıyor çocuk. Üç aşağı beş yukarı Diamond
serisinde gördüklerim böyle.
Eco’ya ne oldu ya? Onu anlatmayacak
mıydık? Buyrun:
Derli toplu görünüyor. 540’ta ve
580’de çok veri vardı, gözü yorabiliyordu. Her şey belliydi,
her yer görünüyordu. Çünkü kalem parçalarına ayrılabilecek
gibi tasarlanmıştı.
Vac700 ve Micarta bu açıdan Eco’ya
daha yakındır. Daha az ayrıntı, daha yekpare. Eco, biraz da
hesaplı bir kalem olsun diye böyle sanırım. Buna rağmen, piston
için bir anahtar pakette duruyor, iyi, sevindim.
Kapağın ve pistonu oynatan düğmenin
altıgen olması için bir şey demiyorum: Bence güzel. Altıgen iki
uçtan ortadaki silindir gövdeye geçiş için de bir şey
demeyeceğim: Olmuş. İki taraftan da bu geçişi rahatlatan ara bir
basamak var. Biz öbür kalemleri eskittik diye mi bilmiyorum, bu
kalem daha sağlam duruyor. Hafif değil, hoş-sıklet.
Kalemin tutulan yerine yakın duran
dişler bu kalemde iyi olmuş. Ele batmıyor, takılmıyor, oralarda
keskin ya da sert bir şey yok, rahat.
Çubuklu mürekkep penceresi. Hö?
Tekmil pencere değil mi oralar? Anlatayım. Bu pencerenin bir çubuğu
gövdenin devamı olarak geliyorken öbür çubuğu çıkıntı.
Piston bu çıkıntılık yere geldiğinde duruyor. Sanırım kalemin
tamamını doldurmak zor olacak.
Şu, kapağın zamanla çatlamasıyla
ilgili Eco’nun durumu nedir ona bakmak istiyorum biraz. Siyah
olanda görülmüyor. Beyazı bundan ötürüdür aldım. Metal bant
bana içeri doğru biraz kıvrılmış gibi geldi. Onun bittiği
yerden plastik başlıyor. Buraya biraz boş plastik komaları iyi
geldi bana. Sonra yivlere geçiyor. Bu iyi. 540 ve 580 için
söylediğim kapak sorunu burda yok, olmayacak da umarım. Yivler,
büyük ihtimalle, bantın bittiği yerden başlıyor. Yani, altta
orayı sağlam kılacak malzeme vardır. Umarım vardır. Ne olursa
olsun, şeffaf olmadığı için biz çok fark etmeyeceğiz,
çatlarsa. Yine de, kapadıktan sonra çok sıkıştırmamak iyi
olabilir.
Uç uç uç. Kalem
gelir gelmez su çekip yıkama alışkanlığım yoktur. Doğrudan
mürekkep çeker kutudan çıkar çıkmaz nasıl davranacağını
merak ederim kalemin. Eco, doğrudan mürekkep çekince B uçtan
beklenmeyecek kadar kuru, ince yazıyordu. Sonra pistonla su çekerek
yıkadım, iyileşti ama yetmedi. Bu kez ucu ve damağı çıkardım,
iyice yıkadım, kuruladım geri yerleştirdim, tam kıyak oldu. Bu
üç aşamayı görmek isteyen olabilir. Denemelisin kalemci!
Islaklıkla kurtarmasaydı bu uçlara
dokunmam gerekecekti. Yoksa… şeytsek mi… Çalıştır motoru az
ısınsın Şüko! Ufak bi’ zımpara işimiz olacak.
Haydi, şuraya bakiye çizgisini
çekelim ve ne olmuş ne bitmiş ona bakalım:
  1. Eco’nun malzeme nasıl
    davranacak? Bozuk atar mı?
  2. Her hâlükârda bu iş bir
    tasarım ve malzeme sorunudur, ve biliyoruz ki her kalemin zayıf ve
    güçlü yanları var.
  3. Biri bana Conid alsın.
  4. Biri bana Conid alsın. Lütfen
    ama.
Fotoğraflar için Fatih ve Aydan’a
teşekkür. Benimkiler amatör ruhla ve amatör işçilikle
kotarıldı. Onlarsa bu işi biliyor.

 

Ciao.

10 YORUMLAR

  1. Eco modeli benim ikinci kalemim ve onu çok sevdim. Yazımı yumuşak ve akıcı. Ufak bir sorun yaşadım o da benim hatamdan kaynaklanıyor.Pistonda hafif bir arıza yaptı çözdüm ama yine bir boşluk kaldı.
    Yazı harika ve bilgilendirici. Bu keyifli yazı için teşekkür ederim.

Siz ne düşünüyorsunuz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.