Size ben çocukken babamın ressam olmam için çok uğraştığını anlatmış mıydım? O zaman anlatayım. Babam,  çok güzel resim yapar. Hem teknik liseden mezun olduğu, teknik lisenin üzerine de teknik üniversitelere gittiği için, hem perspektif algısı çok yüksektir, hem de resme yatkınlığı vardır. Ailemin, ilk çocuğu olduğumdan, babamın da en büyük arzusu benim resimle uğraşmamdı sanıyorum. Bu yüzden günümüz bebeklerinin bebek bezi harcamışlığı kadar, benim boya kalemi harcamışlığım oldu çocukken. Çünkü adamcağız her gün “aman boyasını, kalemini eksik etmeyelim” diyerek eve boya kalemi taşıyordu. Aynı eforla eve süt taşısaydı, şimdi cep herkülü boyunda olmazdım bence. (Blogumu okuduğunu biliyorum, seni çok seviyorum baba!)
Tabi, fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere, babamın emekleri boşa gitti. Ben de okuyup, dünyanın en sıkıcı mesleklerinden birini yapmaya başladım. Ancak Serrose blogunda, Japonya’dan çizim kitabı isteyen var mı diye sorunca ben de dayanamayıp sipariş verdim. İşte şimdi elime geçen o kitaptan bakarak bu basit şeyleri çiziyorum.
Bu arada, defteri merak eden varsa, The Container Notebook / Melo