Cumartesi günü muhteşem bir etkinliğe katıldım. İşte bu dantel gibi görünen mandalalardan boyadık ve çok eğlendik. Detayları yarın sizinle başka bir postta paylaşacağım.
Beni tanıyanlar bilir. Dağınıklıkta bırakın yaşamayı, nefes bile alamam. Ama yukarıdaki görüntü tam tersini söylüyor farkındayım. İşte bu yüzden, son iki aydır çalışma odamın kapısını zorunlu haller dışında açmıyordum.
Son iki hafftamı işte bu işe harcadım. Ne çektin be mürekkep! Önce minik bir rafta, sonra kütüphanede şimdi ise kendilerine çekmecede yer buldu bu yavrular. Üstlerine de etiket makinasıyla tek tek isim basıldı. Krallık tahtla tacla olmadığı gibi, delilik de huniyle değil ya canım!
Mürekkeplerden artakalan kısıma defterler yerleşti. İşte bu yukarıdaki raf kullanılıp bitenler. Bir bu kadar da ofiste var. Yanlış anlaşılma olmasın.
Bunlar da yazılmayı bekleyenler. Bu defterlerin bir kısmı bir arkadaşımın arkadaşından geldi bana. Türkiye’deki evlerini kapatıp Almanya’ya yerleşen bir mimar aileden… Yoksa spiralli defterlere bu kadar düşkünlüğüm yok.
Siz bu hafta neler yaptınız?
Sevgiler
Zeynep Dağınıkyan